Belki de sadece iyi kalpli bir yeteneksizdim ben..., Ebedi bir hayal kaçkını..., , Varlığımı herkesin bilmesini isterken, aynı anda kendimi ele vermemek için hayattan kaçıyordum. Daha önce kimselerin
, İlişkide erkekler sıkıldıklarını belli ederler. Bu iş yürümeyecek düşüncesini, gözünüze sokarlar. Önce gereksiz kavgalar başlar. "Sen zaten hep böylesin" cümleleri yerleşir diyaloglara, "şunu yapma
, Kadınlar, kız kardeşlerim hatta sen bile ağlayabilirdin ama ben bunu yapamazdım. Çünkü erkekler ağlamazdı anne. Hayatın, ta göbeğinde yaşadım anne ve özgürce ağlamayı tadamadım. Her şeyimi kaybetme
Sabırsız, fütursuzum…, Çok önemsemem ne düşündüğünü ilk anda..., , Bu benim ve bu benim düşüncem… Sonrası zaten zevk-ü sefa derler ya…. Seç seç al, ne istersen gönül bahçemden… Kasmanın, kastırmanın,
, Yaptıklarımız,paylaştıklarımız,alıştıklarımız ve sevgiye dair duyduğumuz özlem öylesine yabancıyken hem de..Sen avuçlarında ki duaları severdin ve mantıksal bir eğreltide düzlemlere oturtulmuş dümd
, Ben çaresiz, ben yorgun, ben bıkkın bu sevdadan. Ah bilirdi o insafsız, diri diri yanardım o böyle yaptıkça... Onda ne bulduğumu bugün bile bilemem. Ama o günlerde hayatımın amacı, var olma nedenim
, Cesurdur ceylan bakışlı sevda, bir o kadar da yalnız. Avcının ellerinde sunulan ölüme aşıktır. Kim bilir kaç sevda canını bırakmıştır namlunun ucuna... Her göz göze gelişlerinde ölümü unutur, o göz
, Nihayet çelimsiz, orta yaşı geçkince bir adam işi kabul etti. Adamın haline bakıp 'çiftlik işlerinden anlar mısın?' diye sormadan edemedi çiftlik sahibi., , 'Sayılır' dedi adam, 'fırtına çıktığınd
, Bir misafirdim ilk önceleri artık kalıcıyım. Dertlerimi sende unutup hayatın acı suretlerine seninle gülümsüyorum. Uçurumun kenarında solmayı bekleyen bir çiçekken sevginle yeniden mutluluklara tom
Hani ölmüş gibi, hani uzatsan da elini tutamayacağını bilmek gibi. Her an kapından içeri gülümseyerek gireceğini bekleyip ama aslında hiç gelemeyeceğini de bilmen gibi. Ne zor şey değil mi ölmediğini
İçirirlermiş., , Aylar, yıllar böyle geçmiş. Diğer ağaçlar hep onu taşıyan ağacı kıskanmış durmuş. O küçük zeytinin mutsuzluğunu görmeden., , Zeytinin yalnızlığını, her şeyini paylaştığı yapraklar b
İşte ben. Adım Tahir. Hatırlıyorum da yalnızlık kalesini ilk keşfettiğimde, yani kendimi ilk defa yendiğim anda, o görkemli surlarını bana nasıl da açmıştı. Hayranlığımı gizleyemediğim bir andı ve son
, Yine yağmur yağıyor, yine gece... Yine İstanbul... Ve sen kollarımın arasından sıyrılıp kalkıyorsun yataktan. Nereye gidiyorsun sevgilim?, , Sadece sana sarılarak uyuduğumda nefes alabiliyordum. B
Kalabalığın arasından bir adam, üstadın ağzından çıkan her sözcüğü dinlemiş.Gönlü yüce olduğu kadar, alçakgönüllüymüş de. Üstadın sözleri bu adamı öylesine derinden etkilemiş ki, onu evine davet etmek
Önce derin bir nefes ardından Aziz Allah diyerek başladı günüm.. Tam güneş doğmak üzereydi.. Evimizin sonunda bulunan yıldız gören odamdan sersenm bir şekilde banyoya yürüdüm. Vanası pas tutmuş musluğ
, Evler bir başkadır bu saatlerde, insanlar bir başka... Ağaçlar... Kuşlar... Caddeler... Sokaklar... Kısacası her şey... Ama her şey bir başkadır bu saatlerde..., , Ve hepsi de, değişik birer hüznü
1912 yılındayız. Bayan Straus ve kocası, o talihsiz yolculuk sırasında Titanik'teki yolcular arasındadırlar., Kadınlardan çoğu geminin içinde boğulmamasına rağmen Bayan Straus basit bir nedenle boğulu
Aslında gitmek istiyordum ama Araba ile neredeyse iki Saatlik mesafedeydi. Biraz gönülsüzce,“Haftaya salı” diye söz verdim. Çünkü bu üçüncü telefon edişiydi.Ertesi salı, yağmur ve soğukla birlikte gel