Başım köpük köpük bulut,, içim dışım deniz,, ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında,, budak budak, serham serham ihtiyar bir ceviz., Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.
Biz haber etmeden haberimizi alırsın,, yedi yıllık yoldan kuş kanadıyla gelirsin., Gözümüzün dilinden anlar,, elimizin sırrını bilirsin., Namuslu bir kitap gibi güler,
Durup dururken içimde bir şeyler kopup tıkıyor boğazımı,, Durup dururken sıçrayıp kalkıyorum yarıda bırakıp yazımı,, Durup dururken rüya görüyorum bir otelde, holde, ayakta,, Durup dururken çarpıyor a
, Dönülmez akşamın ufkundayız.Vakit çok geç;, Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!, Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,, Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
, Hafız'ın kabri olan bahçede bir gül varmış;, Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle., Gece; bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış, Eski Şiraz'ı hayal ettiren ahengiyle.
, Günlerce ne gördüm ne de kimseye sordum,, 'Yarab! hele kalp ağrılarım durdu!' diyordum., His var mı bu alemde nekahat gibi tatlı, Gönlüm bu sevincin heyecanıyla kanatlı
, Artarak gönlümün aydınlığı her saniyede, Bir mehabetli sabah oldu Süleymaniye'de, Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati,, Dokuz asrında bütün halkı, bütün memleketi