Açıklara çıkalım boğulmamak için, Günün kuytu yerleri şimdi harap, İçimizde bir ezgi inceden inceye, Bizi kendimize bağlarken akşam olur, Karanlığı gümüş rengine boyar mehtap
Birlikte bir kıyıyı kuşattık, Bütün tarihçiler eski kuşatmaları, Evlerinde bir bir yanlış yazarken, Gemilerimizi saldık serin sulara, Onun gemileri benim gemilerimden
Bir seferden döneriz seninle bazı akşamlar, Gün bulutları açık mora boyadıktan az sonra, Bile bile karanlığın bizi kalın örtülerle örteceğini, Son ışıklara dalarız koşa koşa gene de, Sürgününüm, izini
Çöpleri çöp kutusuna atın, Çevre nasıl korunur anlatın, Ağaç dikin çevrenizi tanıtın, Bahçenizi çiçeklerle donatın, Kirli hava kirli su sağlığa zararlı
Enerji tasarrufunu öğrenelim, Enerjinin kıymetini bilelim, Enerji fuarına sergisine gidelim, Enerji işi ile uğraşır kimi alim, Kullanmaďığınız ampulleri söndürün
Bilgisayarı ve telefonu kullanırız, Teknoloji ürünlerini satın alırız, Bazı ürünlerde fazladır hız, Paranıza göre alet satın alınız, Cihazları kullanmasını öğrenelim
Sorsan bana, en büyük hırsız kimdir diye?, Gündüzleri gökyüzünün mavisini,, Geceleri siyahını çalan deniz derdim., Suçu yoktur aslında, deniz neyse odur.,
Belki üzülürsün, sakın sen duyma, İçime aşk düştü yakarcasına, Halime bakıp da şeytana uyma, Zalimlere nispet yaparcasına., Kalbimde kelepçe, gönlümde kement
Gelmiyor içimden selam veresim, Kaderime kıza kıza ağlarım, Ne sokağım kaldı, ne de adresim, Mecnun gibi geze geze ağlarım., Dertlerim yoğrulur hüzünle gamla
Soğumuş bir çay bardağında demlenirim gece gece, İçimde kıyametler kopar seni düşününce, Fi tarihinde bir yerde, Seni bıraktığımı hatırlarım her nedense., Koparırım korkularımı dalından seçe seçe
Titrek ve korkak bir gelincik, Melon şapkasını çıkardı sabaha, Sararmış otların arasından nazlı nazlı geçip, Boynum kıldan incedir deyip eğildi kuru toprağa., Kah siyah benlerinden utandı
Geç geldin gönlüme, geç kaldın gülüm, Gireceksen girme, bu andan sonra., Bu sevdanın sonu değil mi ölüm, Vereceksen verme, bu andan sonra., Yanılıp ta sakın düşme peşime
Yağmurlu bir gün bu şehirde, Her kesin elinde bir semsiye, Her şemsiyenin altında sanki sen, Hayalin sarmış dört bir yanımı,, Nereye baksam gördüğüm sanki hep sen