, İnsanlar da parsellenmiş arsalar gibi, Duygular bölük bölük, his parça parça., Bakışları andırır gerçek dost gibi, Yürekler sönük sönük, sis dalga dalga.
Beyaz bir sükutun bitmeyen demi, Ve yoksul bir acının en dibi, Akşam yüzer umudun perdeleri, Aklın deliliğe yuvarlanan çemberi, Kör bir noktada buluşur,
Biraz susmak lazım biraz ölmek, Yaraya tuz atmak ayrılmak biraz sevgiliden, Tek başına ıslanmak yağmurlarda, Ve selama durmak bulutlara, Güvercinlere yem dökmek
Dünya dikeni içinde gizli bir harman, Nice insan gördüklerinden pişman, Seni sevmek bir çınar gibi büyümek, Sözünü dillendirecek bilmem hangi lisan, Karanlığın şem’i tutuştu yandı
Kızıl bir gün batınca siyahta çare, Zühre yıldızına yakın ay hare hare, Dert bin olmuş halim biçare, Gittiğin yollarda akıl deli divane, Hüznü yüklendi yaprak döndü sarıya
Taramış saçlarını göğsüme yaslarsın, Kirpiklerini yüreğimin ortasına saplarsın, Bir harfinle bin heceyi bölersin, Söyle güzel söyle, Ocakta çırayı ne zaman yakarsın
Kör bir rıhtımda çekildi benim kıyılarım, Ellerimi duvarlara sürüyorum, Buz gibi bir yalnızlık dolu avuçlarım, Suretim vapur bacalarına çizili, Ve çelik inkarlarda dövüldü ellerim