Ama yine de eşsiz zulümler işlediği vakitlere erdim Hükümdarın hükümdarlığı için halka yalvardığı İnsanlar havada uçtu ama yerde öldüler Kardeşim İbrahim bana mermer putları
Bahar bilgisi güneş rengi at soluğu ve sen Seni çağırıyorum geç gel ağlayan son bâkireler içinden Kadınlar taş heykeller gibi gelip geçer sarı kayalardan Hangisine baksam sen kımıldar sen seslenirsin içerlerden
Bir inci gerdanlık dumanları içinde kapkara Anlamağa başladığı ağır ve çekilmez kelimeler içinde dağ Senin resmin ince gerdanlığın siyah parlaklığı içinde ışıklı Işıklı ışıksız yandan ve önden ışıksız arkadan ve içten ışıklı
, Nasıl kar yağdı bugün, gece sabaha karşı,, Ortalık bembeyazdı, sanki bir gelin gibi., Tane tane döküldü, göklerin sevda marşı,, Günahtan arındırdı, tüm günahkâr yüzleri...
Ki senin ellerini görmek bir kurtuluştur çocuklara Sen yüzünde Akdeniz memnunluğu sen Truvalı Helen Sana gelmiş bütün yunanlılar atlı arabalarla Almışsın üstüne örtücülüğünü siyah kahverenginin
Çocuklara açılan mavi kırmızı pencere anne Sen bu şehrin sokaklarından geç sonsuz pencerelerle Bir insanı al onu çöz çöz çocuk olsun Bu köpekler neyi havlıyor hangi kadını
Fabrika dumanlarında resmin Kirli ve temiz haritaları doldurmuşsun Hatırasız ve geleceksiz bir iç deniz gibi Aşka veda etmiş topraklarda durmuşsun Benim geçmiş zaman içinde yan gelip yattığıma bakma
Şimdiden memnun ve gelecekten umutlu Evlenmişti ve görünüşte mutlu Şimdiden memnun ve gelecekten umutlu Fakat bir eksiklik ufacık bir nokta Mecnun ne olmuştu neredeydi
Evden yükselen bir ışık sütunu Evden yükselen bir ışık sütunu Yükselip tuttu ışık olan Mecnun’u Gördü herkes gökte yarıştı iki ışık Birbirine kavuştu iki ışık…
Sezai Karakoç Mecnun Mum Ve Pervane Şiiri Dinle - Burada sencileyin benim de işim var Hekesin yüreğinden geçen bir coğrafya Herkesin yaşadığı bir iç tarih
Öküzün gözü veya dananın kuyruğu Kadifekale veya Sen nehri Ha Sezai ha ping-pong masası Ha ping-pong masası ha boş tüfek Gözlerin ne kadar güzel ne kadar iyi