Herbiri bir deste gül aldı getdi, Aktı gözüm yaşı döndü ummana, Çalkandı dünya sel aldı getdi, Elçiler yığıldı alım satıldı, Şirin şerbetine ağu katıldı
Gatığ söyle gaymağ söyle bal söyle, Eğer bizden vesm-i halin sorsalar, Boynum armut sapı canım sağ söyle, Bizim yerin ırmakları akar mı, Yaz olanda menekşeler kokar mı
Arzumanım kaldı da usul boyunda, Kadir gecesinde bayram ayında, Üzerine gölge olan dallar öğünsün, Yüce dağ başından da çekildim geldim, Güzelmiş eliniz eylendim kaldım
Limanda binbir kelam konuştu, Antakya'ya burdan böyle savuştu, Tarihin çok eski ey Samandağı, Taş kayığı dağın başında durur, Avcısı zıpkınla balığı vurur
Bir sigara yaktım seni düşündüm, Uykumu çalıyor gece birisi, Yatağımdan kalktım seni düşündüm, Sabah olup ufuk kızıllaşınca, Feryadım göklere dek ulaşınca
Dost elinden sevdiceğim ağlar, Geldiğimi duymamış da akça kuğular, Daha Elbeylioğlumu da İstanbul'da sanıyor, Yasını çekerim de zülfü burmanın, Dudak şeker olmuş da dili hurmanın
Benim sevdiceğimde din var iman yok, Vardım baktım nazlı yarim evde yok, Ver benim sazım efendim ben gider oldum, Süremedim lavantayı konsola koydum, Şu karşıki dağda titrer dallar
Ötmez gayrı yalan öten düdükler, Virajlı yollar yüksek gedikler, Neden düz bir yolu yoktur ilçemin, Ne fabrikası var ne bir üniversitesi, Bağırsa çağırsa duyulmaz sesi